batu1283 | Polis Forum
batu1283
Kayıt:
8 Kasım 2016
Mesajlar:
1.719
Beğenilen Mesajlar:
1.082
Ödül Puanları:
0

Takipçiler 3

Cinsiyet:
Erkek
Doğumgünü:
21 Ocak 1974 (Yaş: 43)

batu1283

1.Sınıf Emniyet Müdürü, Erkek, 43

Aslında ifade edilmemiş hiçbir düşünce yoktur ama bir araya getirilmemiş kelimelerin olasılığı sonsuzdur 29 Kasım 2016

    1. batu1283
      batu1283
      Aslında ifade edilmemiş hiçbir düşünce yoktur ama bir araya getirilmemiş kelimelerin olasılığı sonsuzdur
  • Yüklüyor...
  • Hakkında

    Cinsiyet:
    Erkek
    Doğumgünü:
    21 Ocak 1974 (Yaş: 43)
    [MEDIA=youtube]A9W8fe-sSMQ[/MEDIA]

    Ben deli değilim.Benden başka herkes deli olduğu için beni deli zannediyorlar.İnsanın kendi olabileceği tek yer akıl hastanesidir. Sanırdım... Yanılmışım. Delirmeye bile hakkınız yok burada. Tımarhane, delirme hakkının kutsandığı mabet değil midir? Değilmiş. İnsan tımarhanede bile delirme hakkını elde edemiyorsa ölsün daha iyi. Elektroşoklar tersini söylüyor bunun. Hasta bakıcının suratını görmem elektroşoka girmeme yetiyor da artıyor bile.Şehir cereyanlarını boşa harcamayınız efendim...
    Hayatım boyunca kendim olabileceğim bir yer aradım. Bu yer bazen bir insanın yüzü oldu. Bazen sevdiğim bir kitapta altını çizdiğim bir cümle. Bazen ölüler gibi haftalarca susmanın saltanatnı yaşamak. Bazen de denizin köpürdeyen mavi kaosunu eritmekti gözlerimde. Ama yetmedi. Sonuna kadar kendim olmak istedim. Evreni kanatmak pahasına. Sanatı denedim... Otoriteye karşı çıkanların birbirlerine karşı imgelerle iktidar olma çabası... Polis oldum efendim... Daha saygın. İnsanın kendi olabileceği tek yer gece ve kalbidir dedim... Ama insanın ruhuna bu izinsiz girişleri yok mu beni delirtiyor. ”Sevgilim beni ne kadar seviyorsun“lar, “Felsefe yapma aşka gel kendine gelirsin“ler, “İnsanları olduğu gibi kabul et mutlu olursun“lar. Ve bunun gibi. İnsanları olduğu gibi kabul edersem, bu savaşları, bu gizli sömürüyü, bu öldürücü şiirsizliği de kabul etmiş olmaz mıyım? Bu hem İsa’ya, hem Edip Cansever’e, hem kendime, yeni doğan çocuklara ve gökyüzüne ihanet etmek olmaz mı?
    Hepimiz deliyiz. Akıllı taklidi yapmayı bıraktığımız anda tımarhaneye kapatılırız. Bense akıllı taklidi yapmaktan bıktım. Normal olmaya çalışmak deli olmaya çalışmaktan daha zor. Beni kimin delirttiğini gerçekten merak ediyorum. Babam olabilir diyorum. Lise2de derste beni kuşumla oynarken yakalayan son Osmanlı Padişahı tarihçi 4. Ali Bey de olabilir. Aşk inlemelerimi sürekli reddeden Aysel de olabilir beni delirten. Kısacası beni insanlar delirtti diyebilirim. Beni insanların çıldırtmasındansa gökyüzünün çıldırtmasını isterdim. Karanlık yağmurun, müziğin. Beni çıldırtma hakkını insanlardan geri almalıyım.
    Beni buraya kapattıran son çılgınlığımı anlatacağım..İntihar fikri yine tanrım olmuştu. Aynadaki yüzüme tükürüp silahımı aldım. Ve mahallemizdeki büyük Çukurca Camiine gittim. Caminin tavanına iki el ateş edip namazı böldüm. Gerginlik caminin duvarlarını patlatacak kadar büyüktü. Fazla vaktinizi almayacağım. Haklı olarak aşırı öfkelenip üzerime saldıran birini bacağından vurup sükuneti sağladım. Ve Perulu şair Cesar Mendoza’nın Acı Çekene Saygı şiirini okumaya başladım.Tanrıyla aynı fikirde değilim. İntihar edenlerin cehenneme gideceği konusunda. Kainatın yaratılışına katılmaktan bıktığımda ruhum, intihar edeceğim ben de.Denenmemiş bir yolla. Ben ateist değilim. Babasıymış gibi, tanrıya küsen bir çocuğum. Eğer tanrı intihar edenleri ve Nietzsche'yi cehenneme gonderirse cehennemde yanmayı tercih ederim ben de. Ben tanrı olsam peygamberler göndermez,direkt konuşurdum insanlarla.Ben tanrı olsam intihar ederdim. İnsanlarla birlikte acı çekmeyi öğrenemediğim için. Sessizlik ağır bi kaya gibı hepimizin üstüne çökmüştü. O sırada cemaatten yaşlı bir adam bana doğru yürümeye başladı. “Dur” dedım “dur!”. Dinlemedi...
    Allahın kendin olduğunu anlayıncaya kadar hep acı çekeceksin dedi usulca. Bu sözler dikenli bi çalı gibi saplanmıştı içime. Ama acıtmıyorlardı. Sonrası... Burdayım işte. Dışardayken bir söz vermiştim kendime. ”Onlar ne yaparsa ben tersini yapacağım” diye. Onlar sanattan mı nefret ediyor? Ben inadına Mozart dinleyeceğim , ölü yazarlarla dostluk kuracağım. Sonbaharı ve seven'ı izleyeceğim. Sonuç: İnsanın tanrıya inancını kaybetmesinden daha kötü bir şey varsa, o da insanın insanlığa olan inancını kaybetmesidir. Siz insansanız ben insan olmayı reddediyorum. Deli olmam güllerle birlikte açmama, zamanın dışına taşmama engel değil. Burada delilerin söz söyleme özgürlüğünden bol bol yararlanıyorum. Geçen gün bağırmaya başladım. ”Deliliğini topluma kabul ettırebilene dahi derler. Ben ettiremedim tımarhanedeyim.” Güldüler... ”Deliliğiniz sizi özgürleştiremiyorsa hala akıllısınız demektir.” dedim. Güldüler... Şehir cereyanına bağladılar beni. Güldüler... Zaman geçti. ”Aklın fazlası cehennem” dedim. Güldüler... Artık çıplakken hiç bir şey söylemiyor insan. Kişiliklerim birbirleriyle yaşamayı öğrendı. Gidecek başka bir bedenleri olmadığını da anladılar sonunda. Burdan çıkmama az kaldı. Geçende kendi kendime “Cemal” dedim “Cemal!”. İsmim Cemal bu arada. ”Hayatı güzelleştirmek istiyorsan dünyanın en tehlıkeli şeyini sevmeyi oğrenmelisin... İnsanı. Buna kendini sevmeyi öğrenmekle başlayabilirsin.” Hak verdim Cemal’e. Güzel konuşuyordu. İnandım ona. Yeryüzünde insanlar tarafından kanatılmamış hiç bi sözcük olmadığını bilsem de, dünyaya aşık olmayı yeniden deneyeceğim. Cemal’e borcumu ödeyeceğim. Az kaldı... Bekleyin.